‘yöresel lezzetler’ Kategorisi için Arşiv

>

Başlıkta da belirttiğim gibi yöresel adıyla ömeç ya da genel kullanımda ki adıyla ovmaç çorbasının tarifini paylaşmak istiyorum sizinle.. 
Çorbayı hazırlarken azıcık uğraşıyorsunuz ama bu lezzete değer..
***
Oğmaç ya da ömeç, un ve su ile yapılan hamurun iki elin içine alınıp ovularak oluşturulan küçük hamur topaklarına deniyor.
 Oğmaç çorbaları sade yapılabileceği gibi yeşil mercimek ilave edilerekte yapılabilir..  Oğmaç çorbasını et suyu ile de yapabilirsiniz..
Yukarı resimde benim ovmaçlar çekimden dolayı çok büyük çıkmış aldanmayın boyutları kuskustan az büyük olacak
 
Çorbanın ovmaç kısmı anneciğimin ellerinden çıkma..
Ovmaçı nasıl hazırlıyoruz? Yukarıda kolajda göstermeye çalıştım..
Ovmaç(ömeç) hamuru için
3 su bardağı un
1 su bardağı su
2 çay kaşığı tuz
Hamur malzemelerimiz sizin için biraz fazla gelebilir siz yarım ölçü yapabilirsiniz..
Hamur yoğurma kabına unu eleyelim. Su ve tuzunu ekleyelim ve sert ve pürüsüz bir hamur elde edinceye kadar yoğuralım. Elde ettiğimiz bu sert hamurdan avucumuzda ovalayarak kuskusdan az büyük boyutta minik toplar hazırlayalım. Unlanmış tepsiye alalım.

Hamurları hazırlayınca çorbamız yarı yarıya hazır sayılır…

Diğer malzemeler…
12 su bardağı su
2 yemek kaşığı sıvı yağ
2 tatlı kaşığı nane..

Terbiyesi için
15 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı un
1 yumurta sarısı
*
3 diş sarmısak

Yapılışı

Çorba tenceremize yağımızı alalım ve naneyi ilave edelim ,kokusu rengi çıkana kadar kavuralım..

Yukarıda görüldüğü gibi.
Çorbamızın suyunu kavurduğumuz nanemizin üzerine ilave edelim ,
bir taşım kaynattıktan sonra hazırladığımız hamur topları karıştırarak ilave edelim.
Bir taşım daha kaynatalım.
Terbiye için yoğurdu, un ve yumurta sarısı ile bir kasede iyice çırpalım. Çorbanın suyundan terbiyemize bir kepçe ilave edelim karıştıralım. Terbiyemizi çorbaya yavaş yavaş ilave edip kaynayıncaya kadar karıştıralım kesilme olmasın.
Sıcak olarak servis yapalım.
İsteğe bağlı olarak sarımsaklı da servis edebilirsiniz. Biz böylesini çok seviyoruz… 
***
Bugün bendenizin doğum günü ; hayattan bir yaş daha alıyorum bugün…
Doğum günümü hatırlayan, hatırlamayan arkadaşlarıma ,dostlarıma kısacası tüm sevdiklerime ,teşekkür etmek istiyorum hayatımın bir parçası oldukları için.
Rabbim sağlıkla, sıhhatle, tüm sevdiklerimle, hayırlı bir şekilde ömrümü geçirmeyi nasip eder inşallah.  Amin

.………..Afiyet Olsun…………….

Reklamlar

>Yumurtalı Köfte….

Yayınlandı: 30 Ocak 2011 / köfteler, yöresel lezzetler

>

Meslek hayatının ilk dört senesini Hatayda geçirmiş bir eşe sahibim…
Eşim Giresunlu olmasına rağmen,  Hatay yılları damak zevkini büyük ölçüde değiştirmiş..
Kebap çeşitlerini ,çiğ köfteyi hem yapmaktan hemde yemekten büyük zevk alıyor..  
İşte yumurtalı köfte de sevdiği çiğ köfteye alternatif olarak yapıldı.
Yumurtalı köfte, çiğ köftenin içine kıyma konulmamışı diyebiliriz..
Urfaya has bir lezzettir.. 
Bir Urfalı kadar olmasa da lezzetli birşey çıkarttık ortaya..
*** 
Köfteyi yoğurmak için geniş bir leğen yada bizimki gibi bir tepsiye ihtiyacınız olacak..
Haa unutmadan birazda sağlam  bilek kuvveti varsa yoğurmaya başlayabilirsiniz..
Bizde bir değil iki kuvvet birleşti baba ve meraklı küçük oğul beraber yoğurdular köfteyi..
Malzemeler
Kişi başına 1 çay bardağı ince kısırlık bulgur kullanıyoruz.
4 çay bardağı ince bulgur
Yarım demet maydanoz
4-5adet yeşil soğan
2 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
Yarım çay bardağıı isot (urfa biberi)
1 tatlı kaşığı tuz
1adet çok ince doğranmış kuru soğan
arzuya göre Yarım çay kaşığı tarçın
2-3 diş sarımsak
*
3 yumurta
1,5 çay bardağı sıvı yağ

Yapılışı

Maydanoz ve taze soğanı  ince ince doğrayalım ve daha sonra kullanmak üzere bekletelim.
Kalan tüm malzemeler  yumurta hariç iyice karıştırılır ve yoğurulmaya başlanır.
 20 -30 dakika kadar ara ara su ilave ederek yoğurmaya devam edelim…
Toplam su miktarı 2 su bardağı geçmemelidir. Avuçla eze eze iyice macun halini alan bulgur karışımına önceden doğradığımız maydanoz ve yeşil soğanı da ekleyelim
 3 yumurta çırpalım sıvı yağda omlet gibi pişirelim ve yoğurduğumuz bulgura ekleyelim..
Yağlı yumurtayı karışıma iyice yedirelim sonra isteğinize göre şekil verebilirsiniz..
 Turp, marul, domates, salatalık ile beraber servis yapılır.
***
Normalde yumurta ara ara köfte içinde belli olmalıdır.
 Ama eşim köfte içinde yumurtanın belli olmasından pek hoşlanmadığı için biz iyice yoğurduk..

                 ……………Afiyet Olsun………….

>Arnavut Ciğeri…..

Yayınlandı: 15 Ocak 2011 / Et yemekleri, yöresel lezzetler

>

İşte size seveni de sevmeyeni de çok olan bir lezzet..
Ciğer kızartması ya da nam-ı diğer Arnavut ciğeri…
Benim de çok aradığım bir lezzet değil ama senede bir iki defa yanında soğan salatası ile hayır demem…
Makbul olanı dışı hafif sert içi yumuşak olanı imiş..
Arnavut ciğeri için öncelikle kuzu ciğeri tercih edilse de, dana ciğeri ile de yapılabilir.
 Kuzu ciğeri daha yumuşak olur fakat bazıları için kokusu rahatsız edici olabiliyor…
 Dana ciğeri ise daha sert olabilir, pişirme esnasında dikkat edilmesi gerekenlere uyulması gerekir.

İşte ciğer kızartırken uyulması gereken kurallardan bazıları:
Ciğeri hazırlarken çok sert olmaması için şunlara dikkat etmeliyiz,
Ciğer yıkanmamalı  diyorlar (sanırım kanının akmaması için ,kanı akınca sert oluyormuş) amaaa
ben yıkamadan yapamayacağım için doğramadan önce yıkadım ,yani kanı içinde kalmış oldu bu şekilde..
Kızartma yağı bol tenceresi derin olmalı..
Bir de tüm etlerde olduğu gibi kızartmadan önce ciğeri tuzlamamalıyız..
Ciğer çabuk pişer 1,5 dakika bir tarafı 1.5 dakika da diğer tarafı için yeterli olacaktır..

Malzemeler

 500 gr dana ciğeri
 1 kase un
 2 adet kırmızı soğan (piyazlık doğranmış)
 kızartmak için sıvı yağ
 1 kase kıyılmış maydanoz
Pulbiber,tuz, sumak

Yapılışı
 Ciğerleri doğramadan önce yıkayalım ve suyunu iyice süzelim.
 Daha sonra kuşbaşı şeklinde doğrayalım..
 Daha sonra ciğerleri una bulayıp biraz  bekletelim..
 Tavada yağı kızdıralım, unlanmış ciğerleri fazla ununu silkerek bu kızmış yağda kızartalım..
 Ciğerleri kağıt havlu serilmiş bir tabağa çıkartarak fazla yağını süzdürelim.
 Daha sonra ciğerler soğuduktan sonra tuz ve pul biber ile lezzetlendirelim.
*
Ciğerin olmazsa olmazı soğan salatası olduğu için ,
servis tabağında sumaklı maydanozlu soğan ile servis edelim..
 Soğanları uzun ve ince yani piyazlık doğrayıp bir miktar tuz ile ovalım ve yıkayalım..
Soğanların suyunu iyice sıkıp maydanoz ,tuz ve sumak ile karıştıralım.
Soğan salatasını isterseniz arnavut ciğerinin yanında,
 istersenizde benim yaptığım gibi içinde servis edebilirsiniz..

………………Afiyet Olsun………………

>Pepeçura…

Yayınlandı: 16 Ekim 2010 / Tatlılar, yöresel lezzetler

>

Pepeçura bir tatlı için ilginç bir isim değil mi ?
Pepeçura bir laz tatlısıdır..
Doğu Karadeniz’de özellikle de Rize de kokulu siyah üzümlerden yapılan bir tür üzüm peltesi… ..
Hatta bu tatlı için Rizelilerin sütlacı tabirini bile duymuştum..
Bu üzümlerin normal siyah üzümden farkı mis gibi aromalı kokmaları..
***
Bu çarşamba yağmura rağmen Fatih pazarı’na gittik annemle..
Yine büyük bir zevkle pazarın altını üstüne getirdik.
Burda en sevdiğim bölümlerden biri Silivri’den, Beykoz’dan ,
Bolu’dan gelen köylülerin ürünlerini sattığı yerler..
İşte bu kokulu üzümleride oradan aldım, koklaya koklaya…
Malzemeler
1 kilo siyah kokulu üzüm
6 su bardağı su
1 su bardağı toz şeker
Yarım çay barağı mısır nişastası 
Yarım çay bardağı mısır unu

Yapılışı
Siyah kokulu üzümleri yıkayalım.
Tanelerini 6 su bardağı suyla birlikte bir tencerede yumuşayıncaya kadar kaynatalım.
 Bir çatal yardımıyla üzümleri süzgeçten ezerek geçirelim.
Yaklaşık 5 su bardağı kadar üzüm suyu(ve içindeki püresi)  elde ediyoruz..
Bunun 4 su bardağını tencereye alalım.
Kalan 1 su bardağının içersine ben mısır unu ile nişastayı karıştırarak ekledim .
Yani yarım çay bardağı nişasta yarım çay bardağı mısır unu.
Karadenizde bu tamamen mısır unu kullanılarak yapılıyormuş.
 Karışımı tenceredeki üzüm suyuna ilave edelim.  1 su bardağı toz şeker ekleyip bir süre daha kaynatalım   Hızlı hızlı sürekli karıştıralım koyulaşıp, kaynayıncaya kadar pişirelim.
Küçük kaselere ya da kuplara sıcak dökelim buzdolabında iyice soğutup servis yapalım..
***
Tatlı hafif ekşimsi oluyor ve kokusu enfes.
Belirttiğim gibi bu tatlının orjinalinde mısır unu kullanılıyor, eğer mısır unu kullanmak istemezseniz nişasta ve un karışımı da kullanabilirsiniz.
O zaman pelteniz biraz daha üzüm muhallebisi kıvamında olacaktır..
Rengi ise göründüğü gibi çok güzel bir bordomu desem koyu pembe mi desem çok güzel yani..

…………………..Afiyet Olsun………………

>Gavurdağı Salatası…

Yayınlandı: 26 Eylül 2010 / Salatalar, yöresel lezzetler

>

Adana ve Antep arasında bulunan, Toros Dağları’nın güneydoğusunda yer alan bir dağ olan “Gâvurdağ ile aynı ismi taşıyan bu salata, esasen Antep’e özgü bir salatadır.
Bu dağın adının daha sonraları Nurdağ’ı olarak anıldığını da duymuştum..
Salata Acılı ezmeye yada Bostana’ya benziyor ama farkı, ezmeye ve bostanaya göre biraz daha iri doğranarak hazırlanması ve ceviz içi kullanılmasıdır.
İsmini pek beğenmesemde lezzeti çok güzel olan bir salata..
Genelde et yemekleri ve kebapların yanında iyi gidecek bir salatadır..

Malzemeler
 2 adet domates
1 adet salatalık
 1 adet sivri biber
4-5 dal maydanoz
 1 adet küçük kuru soğan
limon suyu
 3 yemek kaşığı zeytinyağı
 nar ekşisi
1 çay kaşığı pulbiber yada isot
 irice kırılmış ceviziçi
 tuz

Yapılışı
Domatesin ve salatalığın kabuklarını soyalım, biber ,soğanı da ekleyerek mümkün olduğunca minik olarak küp küp doğrayalım.
 Maydanozu da ince ince doğrayalım ve önceki malzemelerle harmanlayalım.
 Zeytinyağı ve limon suyu, nar ekşisi ve tuz da ayrı bir kapta karıştırırarak salatanın üzerinde gezdirelim. İrice kırılmış cevizin bir bölümünü salatanın içine katalım büyükçe olanları da süslemede kullanalım.
Bu salata hazırlanıp nar ekşisi dökülüp, dolapta yarım saat kadar beklettikten sonra yağ ve limonda eklenerek sunulduğunda daha lezzetli oluyormuş.
Servis anında üzerine sumakta serpebilirsiniz..

……………….Afiyet Olsun………………….

>

Erişte bizim (Giresun-Ş.karahisar bölgesinin) vazgeçilmez kışlık lezzetlerinden biridir..
Köylerde genelde çok miktarda yapıldığı için ,insanlar bir araya gelerek beraber yapar bu tarz hazırlıkları.
Bilinen erişteden farklı olarak fırında kavrularak tamamen kurutulur..
Erişteyi yukarıda ki gibi pilav şeklinde de burada anlattığım gibi sulu çorba şeklinde de değerlendirebilirsiniz..  
İşte bizde Ş.karahisar’a gidince anne yüreğinin ısrarı ve emeği ile eriştemizi yaptık.
Rabbim anneciğime sağlık ,huzur ve mutluluk versin başımızdan eksik etmesin inşallah..
Eveet gelelim eriştemizi nasıl yaptığımıza…
Bizim yaptığımız bu eriştenin yapılışı biraz zaman aldığı için,
 çok miktarda yapılıyor ve mümkünse birkaç kişi bir arada yapılırsa daha kolay oluyor.
Malzemeler
25 kiloluk un(iyi kalite olması gerekir)
su, tuz
(isteğe bağlı olarak su yerine bir miktar sütte kullanılabilir)
Yapılışı
Öncelikle unu 20 kilo kadarını eleyip büyükçe bir yoğurma kabına alalım..   
Kalan 5 kilo unu bezeleri açarken kullanmak üzere ayırıyoruz.
Annem una 1 avuçtan biraz fazla tuz koydu ve yavaş yavaş su veya süt-su karışımı ilave ederek serte yakın hamur elde etti. Tuz miktarının az olmaması gerekiyor.
Sebebi ise tuzsuz erişte pişirilme aşamasında daha çabuk kırılabiliyor…
Hamuru yoğurma aşaması hemen hemen yarım saati buluyor. Eğer hamuru yoğurduktan sonra bir müddet dinlendirirsek bezelerimiz daha güzel olacak,erişte yufkaları daha kolay açılacaktır..
Dinlenen hamurdan öncelikle yukarıda ki gibi portakaldan büyükçe yuvarlak bezeler yapıyoruz.
Biz bu bezeleri hazırladık üzerlerinede nemli bir bez örttük.
Sonra bu bezeleri un yardımı ile oklova ile böreklik yufkadan,
 iki kat kalın olacak şekilde yuvarlak olarak açtık.
Biz erişteyi yaparken bir kaç kişiydik.
Birimiz beze yaparken ,diğer iki kişide yufkaları açtı eşimde bu yufkaları içinde odun yanan yufka için yapılmış üzerinde sac olan sobanın üzerinde önlü arkalı pişirme işlemini yaptı..
Yufkaları pişirmiyoruz kıvamı yukarıda görülüyor sadece hafiften hamurluğu gidecek kadar kurutuyoruz Daha fazla kurumaması içinde yufkaları üst üste koyduk ve üzerini kuru bir sofra bezi ile örttük ki kesme aşamasında kırılmadan kesilsin. 
Yufkaları pişirme aşamasından sonra sıra kesme aşamasına geldi.
Kesme işlemide ayrı bir maharet gerektiriyor .
Biz yavaş yavaş keserken ,annemler maşalah yılların deneyimli elleri tıkkada  tık kesiyorlardı..
Kesme içinse önce bir yufkayı rulo olarak sarıyoruz ,
sonrada tahta masa üzerinde keskin bıçaklarla ince ince kesiyoruz.
Yine bu aşamada da ne kadar fazla insanla keserseniz işiniz o kadar kolaylaşacaktır…
***
Kestiğimiz erişte şeritlerini önce yere serdiğimiz temiz ve geniş bezlerin üzerinde bir gün kuruttuk.
Ertesi günse bu erişteleri isterseniz evde kendi fırın tepsilerinizde kırmadan karıştırarak kavurursunuz,isterseniz de mahallenizdeki ekmek fırınınızda kavurtturuyorsunuz.
Biz de yapılan erişte miktarı fazla olduğu için genelde dışarıda ekmek fırınında kavurtuyoruz.. 

Erişteler fırında bu şekilde, yani rengi açık kahverengi olana kadar kavruluyor..
Veee işlem tamam, Kışlık erişte yapımı zahmetlidir ama gerçekten çook lezzetlidir buna değer…
***
Yukarıdaki pirinçli eriştenin tarifi daha sonra gelecek inşallah.

……………Sevgiler…………..

>

Malatya ya ait bir yemekle sizinleyim..
Ramazanda değişik yemek arayışına girdiğimi farkettim, işte bu arayışta Lavantin de gördüm bu yemeği.
Patlıcanı da bulguru da seven biri olarak denemeden duramadım..  

Malzemeler
Köfte için
1 bardak ince bulgur
1 yumurta
2-3 kaşık un
Tuz

Yemeğin malzemeleri
2 patlıcan
1 kuru soğan
1 domates
2 yeşil biber
1 yemek kaşığı domates salçası
Sıvıyağ, nane, tuz

Yapılışı
Bulguru üzerine yarım sıcak su koyarak ıslatalım .
Bulgurumuz ıslanınca üzerine unu, yumurta ve tuzu koyarak  iyice yoğuralım.
Ara ara su ilave ederek yumuşak ama dağılmayan bir köfte harcı elde edelim.
Bu köfte harcından fındık büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlaklar elde edelim.
Patlıcanları küpler halinde doğrayalım.(Kızartarakta kullanabilirsiniz,ben daha hafif istediğim için öyle yapmadım)
Soğanı ve yeşil biberi yemeklik doğrayalım sıvı yağda kavuralım .
Kavrulan malzemenin üzerine rendelediğimiz domatesi de ekleyelim biraz daha kavurup salçasını ekleyelim.
Salçayla da kavurup 3-4 bardak su ilave edelim ve kaynamaya başlayınca patlıcanları ekleyelim, tuzunu atalım.
Eğer patlıcanları benim gibi kızartmadan kullanacaksanız biberi kavururken ilave edinki kavrulsun.
Suyu beş dakika kaynatıp köfteleri de ekleyelim.
Köfteler pişince yemeğimiz hazırdır..

………………Afiyet Olsun………………