>Güllerin Efendisi’ne……..

Yayınlandı: 13 Şubat 2011 / Çeşitli konular

>

  
Pencereni açtım Sensiz bir korulukta…
Yola bakardı bir yanı, bir yanı uçsuz bucaksız bir dağa. İsimler koyardım Sen’i andığım zamanlara:
Adı Gül, adı Yağmur, adı Sen…
 Kimse bilmezdi yağmur nasıl düşer pencereme.
Her bir damla Sana sevdalı gelirdi. Yüreğime inerdi usul usul. “Ah küçüğüm ” derdim, “Kurak bir iklime düşmektesin, çöle açmaz menekşeler” bilmezdim o damlalarla yeşermiş meğerse yüreğimdeki çiçekler…
Penceremi açtım Sensiz bir zamanda. Gül devri değildi gördüğüm manzara.
Üşüdüm bir kış ayazında.
Sen’i sordum karşılaştığım bütün varlıklara.
Ben Sen’i ararken, adını dahi duymamışlara rastladım bu pencerede. Ağlamak kar eder mi bilmem: Ağladım işte Sensizlikte!
Ağladım üşümüşlüğün yetim zemheresinde!
Bir pencere daha dedim, bir pencere daha. Sen’i sordum ey Nebi! Bir bedevi gibi, belki üzgün, belki yorgun bir Sensizlikte. Ellerim mi ısındı, hava mı bilmem. Bir vahaya rastladım buz kesmiş topraklarda. Kokuna hasret güller gördüm; bahçelerde, bağlarda…
Bilmezdim Sen’in aşkından kor kor yanan yürekler varmış garipler kervanında.
Hangisine yaklaşsam dillerde Sen, bakışlarda Sen.
 Kendi adını dahi hatırlayamayanların kervanı bu:
Adı Sen!..
Ey Nebi! Sana bakanların penceresinden ayırma bizi.
       Allah’umme salli ala seyidina Muhammed in ve ala a’li Muhammed..
Gül bahçesine girenler,gül olmasalarda gül gibi kokarlar.
Kainatın en güzel gülünün kokusunun üzerimizden hiç eksik olmaması dualarımla
Mevlid kandilimiz mübarek olsun.. 

>

İstanbulda güneşli bir hava var …
Hafta sonu ve güneş bir araya gelince insanın içi içine sığmıyor .
Havalar bir iki güne soğuyacak diye duydum o yüzden değerlendirmeli diye düşünüyorum…
**
Meksika fasulyeli salatayı bir akraba gününde yapmıştım yayınlamak ancak kısmet oldu..
Bu tarz fasulyeyi ya kuru olarak alacaksınız ya da benim gibi uzun aramalar sonucunda ,
 konserve olarak bir şarküteride bulacaksınız..
Ama lezzet için değer derim..
Yok aradım bulamadım derseniz dağılmadan pişen bir kuru fasulye ile de deneyebilirsiniz..
Pratik, çok lezzetli ve bir o kadar da vitamin dolu bir salata….

Malzemeler
1 kutu meksika fasulyesi (konserve)
10 adet kornişon turşu,
1 kase haşlanmış mısır,
3 adet közlenmiş kırmızı biber,
5-6 adet haşlanmış dilimlenmiş mantar,
maydanoz, dereotu,
4 adet yeşil soğan,
1 havuç rendesi,
Yarım kavanoz hazır garnitür,
2-3 yaprak kadar kırmızı lahana,
sıvı yağ, limon ,nar ekşisi,
tuz.

Yapılışı
Konserve fasulyeyi  süzgeçye yıkayıp iyice süzelim.
Tüm malzemeyi ince ince doğrayalım süzdüğümüz fasulye ile karıştırma kabına alalım.
Damak tadınıza göre limon suyu, nar ekşisi, zeytin yağ ve tuzla sos hazırlayıp,
 salataya ekleyelim ve karıştıralım……
Salatamız servise hazırdır .

……………………Afiyet Olsun…………………..

>Dostum Dediğim…..

Yayınlandı: 10 Şubat 2011 / geziler

>

Günaydın sevgili arkadaşlar;
Okullar tatile girince çocukların evde olmasından dolayı sanki ben tatile girmiş gibi oldum,
Üzerimde bir ağırlık sormayın gitsin..
Bugün yeni bir tarif yok .Biraz değişiklik yapalım dedim..
Bu hafta kardeş gibi sevdiğim ,üniversiteden arkadaşım Melikecim Bursadan geldi ve büyük bir zevkle onunla zaman geçirdik .
Melike benim için farklıdır çünkü aynı okulu, aynı evi ,bazen aynı yemeği paylaştık onla..
Ailece görüştük halada görüşmekteyiz .
Hesapladıkta 16 sene olmuş tanışalı , nice onaltıları görürüz inşallah.   
İlk gün bol bol gezdik, okuldan arkadaşımız Yıldız’la buluştuk, sohbet ettik,
alşveriş yaptık ,sinemaya gittik.
Yukarıda ilk günümüz 212 de Yıldızla buluştuk ve saatlerce okul yıllarından ve daha bir çok konuda
zevkle konuştuk… 

Ertesi gün asıl amacımız boğaz turu yapmaktı..
Sağolsun hava muhalefeti yüzünden Eminönü’nü turlamakla yetindik..
Bebek için süslü süslü ciciler aldık , kadın milleti işte soğuk felan dinlemedik keyfimizce gezdik
alışveriş yaptık…..
Özellikle kuru kahveci mahmut efendinin bulunduğu sokaktaki bebek süsleri,şeker ve sepetleri satan mağazalar çok sevimliydi bizde kayıtsız kalamadık..
Boğaz turu yapamadık ya,
bi şey eksik kaldı sanki, biz de eve dönüşte direksiyonu Süleymaniye Camii’ne çevirdik.
Dar ama gizemli sokakalardan geçerek ulaştık,
 Mimar Sinan’ın kalfalık eseri ,restorasyonu yeni yapılmış camiye…  
Mimar Sinan bu camiiyi Kanuni adına inşa etmiş..
Caminin bahçesinde Kanuni’nin Türbesi de var ama restorasyonu halen devam ediyor..
Dışarıdan şöyle bir gözatmakla yetindik..
Mimar Sinan’ın türbesi ise caminin karşısındaki müftülüğün içinde yer alıyor….
 
Caminin içi çok sade ve huzur verici…
Melikecimle caminin ayrıntılarını incelerken çok zevk aldık …
Burası da Mimar Sinan’ın diğer eserleri gibi ince ayrıntılarla gizliydi..
Biz planlı gitmediğimiz için daha önce cami hakkında duyduklarımızla idare ettik..
Ama böyle bir eseri ziyaret ederken en azından internet üzerinden küçük bir araştırma yapılarak gidilirse eseri daha değişik bir gözle inceleme şansınız olur..

Süleymaniye Camiinin hemen karşısında Meşur kuru fasulyeciler sıralanmıştı…
Buraya kadar gelmişken denemeden olmazdı ..
Biz tercihimizi Tarihi Alibaba’dan yana kullandık.
İyi de yapmışız çünkü kurufasulye de lezzet tavan yapmıştı..
Çok lüks bir yer değil ama bu lezzet için gidilebilecek bir yer, yanında turşusu ile kurufasulye güzeldi..
*
Sonraki durağımız ise Fatihteki Kömür lokantası oldu..
Eşimin öğrencileri ile daha önce denediği sütlü kadayıf tatlısını bir de biz test etmek istedik.. 
Biz de gurmeyiz ya, tatlı bizden de geçer not aldı .
Evde de denebilecek kolaylıkta ama güzel bir tatlı..
Evde denemedim ama denenecekler arasına girdi bile..
Bu posta başlarken bu sefer tarif yok dedim ama dayanamadım yine…
Tatlının kısaca tarifi şu şekilde..
Sütlü kadayıf tatlısı
Kadayıfı fincanda yaptığımız şekilde ara katına bol kavrulmuş fındık ilave ederek şekillendirmişler.
Şekil için buraya bakabilirsiniz..
Fincandan çıkararak fırında çok kızartmadan pişirmişler.
Servis anında da kadayıfın üzerinden başlayarak şekerli süt ilave etmişler.
Şekerli sütte sanki damla sakızı tadı var gibi geldi bana..
Üzerinde yine kavrulmuş ve toz haline getirilmiş fındık ilavesi var .
Harika bir lezzet evde yaparsam paylaşırım inşallah..
Evet can arkadaşım damağımıza bir parmak bal çaldı ve işi dolayısı ile Bursaya geri döndü..
Ben elimden geldiği kadar güzel zaman geçirmeye çalıştım ,hamilelik dolayısı ile çabuk yorulsamda performansım iyiydi sanırım..
Bu arada bizde 7. ayımızı doldurduk hızla inşallah mutlu sona doğru ilerliyoruz..
Bu arada bir iki hafta önce büyük oğlum Furkan için diyetisyene başladık, dolayısı ile mutfakta yeni ve değişik çalışmalar yapamıyorum.
Bu sıralar mutfağımızda light tarifler pişmekte..
Bir müddet elimdeki yayınlamadığım tariflerle idare edeceğim haberiniz ola…
Sevgiler……. 

>Yumurtalı Köfte….

Yayınlandı: 30 Ocak 2011 / köfteler, yöresel lezzetler

>

Meslek hayatının ilk dört senesini Hatayda geçirmiş bir eşe sahibim…
Eşim Giresunlu olmasına rağmen,  Hatay yılları damak zevkini büyük ölçüde değiştirmiş..
Kebap çeşitlerini ,çiğ köfteyi hem yapmaktan hemde yemekten büyük zevk alıyor..  
İşte yumurtalı köfte de sevdiği çiğ köfteye alternatif olarak yapıldı.
Yumurtalı köfte, çiğ köftenin içine kıyma konulmamışı diyebiliriz..
Urfaya has bir lezzettir.. 
Bir Urfalı kadar olmasa da lezzetli birşey çıkarttık ortaya..
*** 
Köfteyi yoğurmak için geniş bir leğen yada bizimki gibi bir tepsiye ihtiyacınız olacak..
Haa unutmadan birazda sağlam  bilek kuvveti varsa yoğurmaya başlayabilirsiniz..
Bizde bir değil iki kuvvet birleşti baba ve meraklı küçük oğul beraber yoğurdular köfteyi..
Malzemeler
Kişi başına 1 çay bardağı ince kısırlık bulgur kullanıyoruz.
4 çay bardağı ince bulgur
Yarım demet maydanoz
4-5adet yeşil soğan
2 yemek kaşığı domates salçası
1 yemek kaşığı biber salçası
Yarım çay bardağıı isot (urfa biberi)
1 tatlı kaşığı tuz
1adet çok ince doğranmış kuru soğan
arzuya göre Yarım çay kaşığı tarçın
2-3 diş sarımsak
*
3 yumurta
1,5 çay bardağı sıvı yağ

Yapılışı

Maydanoz ve taze soğanı  ince ince doğrayalım ve daha sonra kullanmak üzere bekletelim.
Kalan tüm malzemeler  yumurta hariç iyice karıştırılır ve yoğurulmaya başlanır.
 20 -30 dakika kadar ara ara su ilave ederek yoğurmaya devam edelim…
Toplam su miktarı 2 su bardağı geçmemelidir. Avuçla eze eze iyice macun halini alan bulgur karışımına önceden doğradığımız maydanoz ve yeşil soğanı da ekleyelim
 3 yumurta çırpalım sıvı yağda omlet gibi pişirelim ve yoğurduğumuz bulgura ekleyelim..
Yağlı yumurtayı karışıma iyice yedirelim sonra isteğinize göre şekil verebilirsiniz..
 Turp, marul, domates, salatalık ile beraber servis yapılır.
***
Normalde yumurta ara ara köfte içinde belli olmalıdır.
 Ama eşim köfte içinde yumurtanın belli olmasından pek hoşlanmadığı için biz iyice yoğurduk..

                 ……………Afiyet Olsun………….

>

Aslında kurabiyeden çok bisküvi tadında bu şirin şeyler..
Bu bisküvileri hazırlarken bir yandanda çocuklar gibi eğlendiğinizi farkediyorsunuz..
Annem şunları oturarak yapamaz mısın dedi durdu ama ne mümkün oturarak yapınca sanki hızım kesiliyormuş gibi hissediyorum..
Bugün yavrularımız yarı dönem karnelerini aldılar . Biz yine mutlu olduk karneleri görünce.
***
Çocuklarınızı  mutlu etmek için bu kurabiyeleri beraber bile yapabilirsiniz..

Malzemeler
 250gr.yumuşamış tereyağ
10 yemek kaşığı şeker
2 yumurta
1 çay kaşığı kabartma tozu
Yarım çay kaşığı karbonat
 2 çay kaşığı vanilya
3 yemek kaşığı kakao
Aldığı kadar un (500gr kadar)

Yapılışı
Yumuşak haldeki tereyağımızı ve şekeri tamamen birbirine girecek şekilde mikserleyelim.Yumurtaları va vanilyayı ekleyip karıştırmaya devam edelim.
Un, kabartma tozu ve karbonatı önce başka bir kapta karıştıralım ve eleyerek karışıma ilave edelim.
Kulak memesi kıvamında bir hamur elde edelim.
Hamuru 2 eşit parçaya bölelim.
Hamurun bir parçasına kakaoyu ekleyip yoğuralım. Diğer parça sade olarak kalacak.
Her iki hamuru da 3 mm.kalınlığında  açalım ve su bardağının ağzı ile yuvarlak şekiller elde edelim.
Her iki hamurdan da süsleme için biraz ayıralım..
Yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye elimizdeki yuvarlakları dizelim ve ayırdığımız hamurlarla keyfimize ve zevkimize göre süslemeler yapalım..
175 derece ısıtılmış fırında kurabiyelerinizi kızartmadan pişirelim.
……………………….Afiyet Olsun…………………

>

Çocukların beğenerek yedikleri bir başka lezzette bu pizzalar oldu…
Pizzayı zaten seviyorlar bu şekilde pratik yoldan olunca daha da çok sevdiler..
Pizza sever kedimde hemen pizzaların yanıbaşında aldı soluğu sevinerek.. 
Kahvaltı için de sıcak çayla harika gider..
Aşağıdaki malzemelerle yumuşacık  pizza ve pideciklerim oldu…
Pizza üzerinde aşağıdaki malzemeleri kullandım ama bu tamamen damak tadı ile alakalı
zevkinize kalmış yani….  
Malzemeler
4.5 su bardağı un
2 su bardağı ılık süt
40 gr yaş maya
2 yemek kaşığı şeker
2 yumurta akı(sarıları hamurun üzeri için)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı mahlep
1 tatlı kaşığı tuz
Pizza üzeri için
Domates,kaşar peyniri,sosis
yeşil biber,sucuk ,mısır,zeytin zevkinize kalmış yani….
Yapılışı
Yaş mayamızı 2 su bardağı ılık sütümüzün yarım su bardağını ve şekeri de üzerine ilave ederek eritelim..
Diğer hamur malzemelerimizi  ve erittiğimiz yaş mayayı kullanarak kulak memesine yakın yumuşaklıkta bir hamur elde edelim…
Hamurumuzu 45 dakika kadar sıcak bir ortamda ağzı kapaklı bir kapta mayalanmaya bırakalım..
45 dakika sonra hamur iki katı olacaktır..
Hamurdan cevizden büyük limondan küçük yuvarlaklar elde edelim .Elimizle çok çok inceltmeden yukarıdaki gibi ortası kenarlarından yüksekçe açalım…
Yağlı kağıt serdiğimiz tepside 15 dakika kadar biraz daha mayalanması için bekletelim…
Üzeri için ayırdığımız yumurta sarılarını hamurlarımızın kenarlarına gelecek şekilde sürelim ,hamurların ortalarına da belirlediğiniz iç malzemenizi zevkinize göre yerleştirin…
200 derecede ısıttığınız fırında hazırladığınız hamurları 20 dakika kadar pişirirseniz puf puf pizzalarınız hazır olacaktır…
Ben bu ölçülerle 19 tane pizza 9 tanede minik pidecik elde ettim..
……………….Afiyet olsun………………….

>

Profiterol ve ekler sevmeyenimiz yoktur sanırım..
Bu ikisini hazırlarken azıcık uğraşırsınız ama servis ettiğinizde de kaşla göz arasında tükeniverir..
İşte hem fazla uğraşmayayım, hem de benzer bir lezzet elde edeyim diyorsanız tarif tam size göre derim..
Benim de uğraşmak için çok halim yoktu ama çocuklarıda mutlu etmem lazımdı ..

Ben evde sade ve karışık olmak üzere iki çeşit kedi dili olduğu için bu şekilde kullandım..
Normal eklerde meyve olur mu  bilmem ama ben ara katta kullandım,çokta güzel oldu.. 

Malzemeler
1 paket kedidili( sade yada kakaolu)
Kedi dilini ıslatmak için 1,5 su bardağı kadar süt

Ara kreması için
2 Bardak süt
1 çay bardağı şeker
3 Yemek kaşığı krema
1 paket vanilya
3 Yemek kaşığı un(silme)
1 Yemek kaşığı nişasta(silme)
**
Yine ara kata değişik meyveler
(muz,kivi,çilek)

Üzerine çikolata sosu
2 su bardağı süt
1 çay bardağı şeker
3 yemek   kaşığı kakao
1 yemek kaşığı nişasta
arzuya göre üzrine hindistan cevizi,pasta süsü,fındık fıstık tozu..

Yapılışı
Süt,un ve nişastayı tencerede iyice karıştırıp bir taşım kaynatalım.
Ocaktan aldıktan sonra içerisine şeker,krema ve vanilyayı ekleyip mikserle pürüzsüz olana kadar çırpalım.
Ara kremamız soğurken çikolata sosunu hazırlayalım..
Çikolata sos için tüm malzemeyi karıştıralım, kaynayana kadar pişirelim.
Kedi dili bisküviden bir tane alıp,süte iyice batıralım..
Arasına hazırladığımız kremadan sürüp üzerine küçük küçük doğradığımız meyvelerden zevkimize göre dizelim.
Üzerine ise tekrar sütle yumuşattığımız kedi dilini kapatalım.
Bu işlemi kedi dilleri tamamen bitene kadar tekrarlayalım..
En son çikolata sosunu üzerine döküp dilediğimiz şekilde (fındık,fıstık,hindistan cevizi rendesi) süsleyelim.
Ve artık isterseniz aceleniz varsa bir kaç saat sonra,
isterseniz de bir gece buzdolabında dinlendirdikten sonra ertesi gün
servise hazırdır…….

Daha da kolay olsun derseniz araya krema yerine kremşanti ,üzerine ise hazır çikolata sosu kullanabilirsiniz..

………….Afiyet olsun………….